Masal » Ebeveyn Akademisi » Annelik Yolculuğu » ANNELİĞİN YÜKÜ: Beklentiler, Gerçekler ve Aradaki Sessiz Alan

ANNELİĞİN YÜKÜ: Beklentiler, Gerçekler ve Aradaki Sessiz Alan

Hamilelik: Bildiğimi sandığım yer

Hamileliğim boyunca şanslı taraftaydım. Mide bulantısı yoktu, aşırı yorgunluk yoktu. Hatta geceleri dışarı çıkıp uzun yürüyüşler yapmak istiyordum. Hormonlarım beni yormadı; sanki içimde sürekli çalışan bir mutluluk fabrikası vardı. Gelecekle ilgili kaygılarımıza rağmen dünyayı gerçekten toz pembe görüyordum. Amerika’da doğum yapmaya karar verdik. Uçak riskti, havalimanından geri çevrilme ihtimali vardı ama ben bütün bu olasılıkların üzerinden atlayıp ilerliyordum. O anlarda korkudan çok güven hissediyordum; bu da beni şaşırtmıyordu.

Doğum günüm sakin geçti. Doğal ışık alan bir oda, fonda Norah Jones, lavanta kokusu… Sekiz–on saatlik sancıyı bile bugün “tekrar yaşarım” diyecek kadar iyi hatırlıyorum.

Ama sonra fark ettim: Annelik doğumla başlamıyormuş. Asıl hikâye, ondan sonraymış.

Doğumdan sonra: Gerçekle tanışma

Yanımda sadece eşim ve ablam vardı. Hepimiz uykusuzduk. Alfa mememdeyken uyuyakalacağım korkusu içimi kemiriyordu. İnternette okuduğum ürkütücü haberler zihnimde dönüp duruyordu. İlk günler nöbetleşe yarım saatlik uykularla geçti.

Alfa’yı eve kapatmadık. Açık havaya çıktık. Parklarda yürüdüm, onu göğsüme bağladım. Dünyayla tanışmasını camın arkasından değil, bedenimin sıcaklığından hissetmesini istedim.

Ama işin başka bir tarafı vardı. Besleme–gaz–bez döngüsü zaman zaman bizi bile geriyordu.

Ve Alfa çok az uyuyordu. Her yerde “yenidoğanlar 10–15 saat uyur” yazıyordu ama bizde toplam uyku 7–8 saati zor buluyordu. Sonradan anladım ki bebeklerin gerçekten kaç saat uyuduğu tek bir tabloyla açıklanamayacak kadar değişken bir konuymuş.

Beşinci gün aynaya baktım. Yorgunluk yüzümün içine yerleşmişti. “Demek bu da bir lüksmüş,” dedim.

Ve bunun daha başlangıç olduğunu henüz bilmiyordum.

Bildiğimi sandıklarım teker teker çözüldü

Anne olmadan önce bazı şeyleri çok net bildiğimi sanıyordum.

Ağlayan bebeğin dikkatini dağıtabileceğimi sanıyordum. Yanılmışım. Zamanla, çocukların neden ağladığını gerçekten anlamadan verilen hızlı tepkilerin çoğu zaman duyguyu çözmediğini fark ettim. Hatta bazen sadece susturmaya çalışmak yerine ağlayan bebeği susturmamak bambaşka bir kapı açıyormuş.

Uyku eğitiminin şart olduğuna inanıyordum. Yanılmışım.

Çocukla oynamanın kolay olacağını düşünüyordum. Yanılmışım. Çünkü çocukların neden oyuna ihtiyaç duyduğu anlaşılmadan oyun da çoğu zaman dışarıdan bakıldığından çok daha zorlayıcı olabiliyormuş. Bazen sadece oyun oynamak bile insanı zorlayabiliyor.

Beni en çok şaşırtan şey şuydu:

Çok sevdiğin bir varlıkla, sürekli birlikte olmanın bu kadar zorlayıcı olabileceğini hiç düşünmemişim.

Hamilelikte çok okudum. Aletha Solter, Donald Winnicott, Pam Leo, Özgür Bolat…

Okuduklarım beni “daha iyi” bir anne yapmadı.

Ama beni daha dikkatli bir anne yaptı.

Ve burada önemli bir fark var:

Bilmek, uygulamak demek değil.

Yoruluyorsun. Duyguların yükseliyor. Eski refleksler devreye giriyor. Bazen bildiğini bile unuttuğunu fark etmiyorsun. Bu yüzden bazı cümleleri tekrar tekrar dinliyorum. Aynı kitapları defalarca açıyorum. Çünkü mesele yeni bilgi almak değil; bildiğini hatırlayabilmek.

Sessiz bir soru ve onun bıraktığı iz

Bir noktada içimde sessiz bir soru oluştu:

Bize bunlar neden daha önce öğretilmedi?

Çünkü anneliğe dair bildiklerimizin çoğu, deneyimin tam ortasında elimizden kayıp gidiyor.

Ve eğer bugün öğrendiklerimi öğrenmemiş olsaydım, ileride büyük bir pişmanlık duyacağımı çok net hissediyorum.

Bildiklerim kadar, bilmediklerimin de ne kadar fazla olduğunu fark ettikçe, öğrenmeyi ve anlamlandırmayı Alfa’nın yaşından önde tutmaya gayret ediyorum.

Çünkü onun çocukluğu, benim deneme tahtam değil.

Neden bu blog?

Bu blogu bir şey öğretmek için açmadım. Bir şey kanıtlamak için de değil.

Unutmamak için.

Burada mükemmel çözümler olmayacak. Evrensel doğrular da yok. Ama şunlar olacak: deneyim, düşünme, durup bakma ve yeniden deneme cesareti.

Anneliğin bu kadar zor olduğunu bilseydim, bebeği olan arkadaşlarımın yanına daha çok giderdim. Daha az öğüt verirdim. Daha çok destek olurdum. Daha çok sessiz kalırdım.

Eğer buraya kadar okuduysan ve içinden bir yer “Ben de böyle hissediyorum” dediyse, bu yazı amacına ulaşmış demektir.

Belki buradan devam ederiz

Zamanla fark ettim ki bazı konular var, anneliğin içinde sessizce büyüyor.

Mesela bir bebeğin neden ağladığını gerçekten anlamak, her şeyi değiştiriyor.

Ya da uykunun neden bu kadar zor ama bir o kadar kritik olduğunu görmek.

Ben bunları parça parça öğreniyorum.

İstersen sen de benimle birlikte keşfedebilirsin:

Belki birlikte hatırlarız.

Belki birlikte unutmamayı öğreniriz.

Paylaş
Facebook
X
WhatsApp
Yazıyı Oyla:
12345
Loading...
İlgili Yazılar