Bir varmış, bir yokmuş… Uzak tepelerin ardında, papatya kokulu çimenliklerin ortasında, yuvarlak pencereli küçük bir yuvada Anne Tavşan ile yavrusu Minik Tavşan yaşarmış. Sabahları güneş pencereye vurunca yuvanın içi bal rengi ışıkla dolarmış. Perdeler hafifçe sallanır, dışarıdan kuşların ince sesi duyulurmuş. Minik Tavşan da yumuşacık yatağında kulaklarını kıpırdatıp uyanırmış.
Anne Tavşan her sabah önce yavrusunun burnuna minicik bir öpücük kondururmuş. Sonra battaniyesini düzeltir, onu kucağına alır ve kalbinin üstüne yaslarmış. Minik Tavşan annesinin kalbinden gelen düzenli pıt pıt sesini dinleyince hemen sakinleşirmiş.
Anne Tavşan gülümseyerek kulağına ilk sihirli sözünü fısıldarmış. “Sen sevilen bir yavrusun.”
Bu söz duyulunca Minik Tavşan’ın içi sıcacık olurmuş. Küçük patileri gevşer, gözleri ışıldarmış.
Sonra pencereyi açarlarmış. Temiz sabah havası içeri dolarken Anne Tavşan ikinci sihirli sözünü söylermiş. “Bugün yeni şeyler öğrenebilirsin.”
Minik Tavşan bazen kaşığı kendi tutmaya çalışır, bazen blokları üst üste dizer, bazen de bir adım atıp poposunun üstüne otururmuş. Düştüğünde bir an şaşırır, sonra kendi kendine, “Yine denerim.” diye düşünürmüş.
Anne Tavşan hemen yanına gelip onu severmiş. “Denemek büyümektir.” dermiş.
Öğle vakti rüzgâr çimenleri hışırdatırken Minik Tavşan biraz yorulurmuş. Kaşları çatılır, dudakları büzülürmüş. İşte o zaman Anne Tavşan onu kucağına alır, sırtını yavaşça sıvazlar ve üçüncü sihirli sözünü söylerirmiş. “Bazen yorulmak normaldir. Dinlenince yeniden güçlenirsin.”
Minik Tavşan bunu duyunca omzunu annesine yaslar, derin bir nefes alırmış.
Akşam olunca gökyüzü pembe ile mora boyanır, yıldızlar tek tek görünmeye başlarmış. Anne Tavşan yavrusunu yatağına yatırır, battaniyesini örtermiş. Odanın içinde lavanta kokusu dolaşır, dışarıda cırcır böcekleri ince ince ötermiş.
Sonra son sihirli sözünü kulağına usulca bırakırmış. “Nereye gidersen git, sevgim seninle gelir.” Minik Tavşan gözlerini kapatırken bunu düşünürmüş. Annesi yanında olmasa bile sevgisinin hep onunla geleceğini bilmek ne güzelmiş. Kalbi hafifler, bedeni gevşermiş. Rüyasında ay ışığıyla parlayan bir çayırda zıplamış, yıldızlarla saklambaç oynamış. Çünkü sevilen, cesaret verilen ve dinlenmeyi bilen minik kalpler huzurla uyurmuş.
Masal da burada bitmiş.`