Bir varmış bir yokmuş. Yüksek yüksek evlerin olduğu kocaman bir şehirde 5 yaşında tatlı bir kız ve ailesi yaşarmış. Adı Lina’ymış ama annesi ona her zaman “prensesim” diye seslenirmiş. Evleri sıcak ve çok güzelmiş. Lina, resim yapmayı, legolarıyla oynamayı ve yapboz yapmayı çok severmiş.
O akşam Lina yine halının üzerine uzanmış güzel resimlerinden birini yapıyormuş. Tatlı kız, kağıda iyice yaklaşmış, minik burnu neredeyse kâğıda değecekmiş. Çizdiği evin bacasından çıkan dumanları gri boya ile yapmış ama sonra biraz pembe eklemiş; çünkü pembeyi daha çok seviyormuş.
Tam çizdiği evin perdelerini yapacakmış ki, annesi Lina’ya seslenmiş; “Lina, banyo zamanı.”
Lina hemen durmuş, gözlerini kocaman açmış “Ama bir dakika daha! Çünkü kalemim konuşuyor!”
Annesi gülümsemiş. “Kalem ne diyor?”
Lina tatlı tatlı gülümserken kalemi kulağına götürmüş. “Perdeyi bitir, perdeyi bitir,” diyor.
Kalem gerçekten konuşuyor mu? Belki biraz… belki Lina’nın hayalinde.
Annesi salona gelmiş; ışık arkasından vurunca gölgesi halının üstüne düşmüş. “Dün de bir dakika demiştin. O bir dakika üç olmuştu hatırlıyor musun?”
Lina dudağını bükmüş. Dün… evet dün. Lina dün de banyo yaptığını hatırlamış. Annesine dönmüş, “Ama anne sadece bir dakika… evin perdeleri bitmedi daha” demiş ciddi bir sesle.
Annesi halının kenarına oturmuş, “Perdeler, boya kalemlerin ve resmin seni burada bekler ama uyku saati beklemez“
Lina kalemine bakmış; perde yerinde, kaçmıyor. Resmini bitiremediği için biraz üzgün hissetmiş ve yavaşça ayağa kalmış.
Lina banyoya gidince, annesinin onun için hazırladığı köpük dolu küveti görmüş ve içi kıpır kıpır olmuş, şimdi gülüyormuş. Küvete girince su dizlerine kadar yükselmiş; ayaklarını kıpırdatmış, dalga olmuş. Lina köpüğü avucuna almış; köpük elinde beyaz bir bulut gibi kabarmış. Çenesine sürmüş. “Bak! Köpük sakal!”
Aynaya yaklaşmış; sakalını uzatmış, kıvırmış, iki yana açmış. Kendi kendine gülmüş.
Köpük faslı bitince sıra saç yıkama kısmı gelmiş. Lina saçları yıkanırken biraz zorlanıyormuş. “Ben yapacağım.” demiş. Şampuanı sıkmış; başını biraz geriye doğru kaldırmış; gözlerini sıkıca kapatmış. Ama su bir anda hızlı gelmiş; kirpiği ıslanmış. Lina hemen gözünü açmış. Bekle! demiş. Derin bir nefes almış. Bu sefer gözlerini daha sıkı kapatmış ve suyu yavaşça dökmüş. Köpükler akmış. Bu sefer gerçekten olmuş. Lina gözlerini açmış. “Başardım!” demiş.
Saç yıkama faslı bitince Lina yine köpüklerle oynamaya başlamış. Avucuna biraz köpük alıp üflüyormuş. Köpükler tüm banyoya yayılıyormuş. Annesi “Hadi bakalım şimdi çıkma zamanı” diyince Lina… “Ama anne 1 dakika daha..” demiş. Annesi Lina’ya bakmış. “Peki, 1 dakika daha prensesi… ama sadece 1 dakika!” demiş. 1 dakika gerçekten çok hızlı geçmiş. Lina banyo bittiği için üzgün hissediyormuş.
Banyodan çıkınca annesi büyük havluyu açmış; Lina içine girmiş. Sıcak ve yumuşak; havlu omuzlarını sarmış; saçlarından minik damlalar düşmüş. Lina, şimdi yine çok mutlu hissediyormuş “Sıcacık, ne güzel” demiş. Annesi Lina’nın pijamalarını getirmiş ama Lina havlunun içinden çıkmak istemiyormuş “Anne… bir dakika daha böyle kalayım mı?” demiş.
Annesi gülümsemiş. “Tamam, ama sonra pijamalarını giymelisin” demiş.
Lina, annesinin elinde korsanlı pijamalarını görünce sevinmiş çünkü bu pijamaları giydiğinde annesi ona her zaman pijamalı korsanlar masalını anlatıyormuş.
Lina, “Oley, bu gece korsanlar denize açılacak” demiş. Annesi gülmüş. “Evet, ama önce dişlerini fırçalamalısın” demiş.
Diş fırçasını eline alınca düşünmüş ve “Ama sabah da fırçaladım” demiş. “Evet,” demiş annesi. “Sabah ve akşam fırçalıyoruz. Çünkü yemeklerden sonra dişler kirlenir.”
Lina dişlerini fırçalarken aynaya bakmış. “Yirmiye kadar sayacağım.”
Saymaya başlamış; 1,2,3…
On ikide köpük dudağından taşmış,
On beşte kıkırdamış,
Yirmide durmuş.
“Tamam.”
Odasına geçince perdeyi aralamış. Gökyüzünde yıldızlar varmış ve Lina yıldızları çok seviyormuş. Yatağa uzanmış. Annesi ona en sevdiği masalı anlatmış ve Lina’yı öpmüş ve ışığı kapatmak için kapıya doğru yürümüş.
“Anne… bir masal daha? Sadece bir dakika” demiş Lina. Ama sesi biraz yumuşak çıkmış. Gözleri ağırlaşmış. Annesi yatağın kenarına oturmuş. “Korsanlar yarın bir daha denize açılabilir ama şimdi uyku zamanı.”
Lina battaniyeyi çenesine kadar çekmiş. Dolabın gölgesi yerde biraz uzamış gibi olmuş. Koridordan hafif bir ses gelmiş. Lina yutkunmuş.
“Işık kapanınca yıldızlar daha çok görünüyor değil mi?”
“Evet prensesim, iyi geceler” demiş annesi ve ışığı kapatmış. Oda kararmış; pencere biraz aydınlanmış; yıldızlar gerçekten daha güzel görünüyormuş. Lina yıldızları gördüğü için mutlu olmuş.
Dolabın gölgesi yerinden kıpırdamamış. Bir dakika sonra gözleri kapanmış.
Sabah olduğunda yıldızlar gitmiş yerine açık sarı bir güneş gelmiş. Lina halıya koşmuş. Kağıt hâlâ orada. Perde yarım kalmış ama kaçmamış. Kalemi almış. “Şimdi bitirebilirim” demiş. Önce perdeleri yapmış sonra tüm resmini tamamlamış. Gülümsemiş.
Masal da burada bitmiş.
Masalın Kalbinde Ne Vardı?
Bu masalda Lina, “bir dakika daha” demenin her zaman kötü bir şey olmadığını, ama bazı anlarda zamanı uzatmak yerine geçiş yapmanın daha iyi hissettirdiğini öğrenmiş. Resmi sabaha bırakınca hiçbir şeyin kaybolmadığını görmüş; banyo, diş fırçalama ve uyku gibi rutinlerin de günün güvenli parçaları olduğunu fark etmiş. Küçük geçişler, Lina’nın kendini daha huzurlu hissetmesine yardım etmiş.
EBEVEYN SORULARI: Masal Üzerine Sohbet Edelim
Bu masal üzerine sohbet etmek, çocuğunuzun rutinlere uyum sağlama, duygularını fark etme ve geçiş anlarını daha kolay yönetme becerisini destekler. Çocuğunuzun en ilginç cevabını yorumlarda bizimle paylaşın!
- Duygu: Lina neden her şey için “bir dakika daha” demek istemiş olabilir?
- Farkındalık: Lina en çok hangi anda beklemenin zor olduğunu hissetmiş?
- Günlük Yaşam: Sen en çok hangi zamanlarda “bir dakika daha” demek istiyorsun?
- Rutin: Sence Lina resmi hemen bitirseydi mi daha iyi olurdu, yoksa sabah tamamlaması mı?
- Öz-Düzenleme: Banyoda ve diş fırçalarken Lina hangi şeyi kendi başına yapınca mutlu olmuş?
- Düşünme: Bazen bir işi yarına bırakmak neden kötü değil, iyi bir fikir olabilir?