Bir varmış, bir yokmuş… Gümüş Yaprak Ormanı’nda, çilek reçeli kadar tatlı, zıp zıp hareketli bir peri yaşarmış. Adı Pırıltı’ymış. Pırıltı Peri gündüzleri harikaymış. Çiçeklerle konuşur, salyangozlara yarış yaptırır, uğur böceklerini sıraya dizer, bulutlara bıyık çizer dururmuş. Ama akşam olunca… Kulakları düşermiş. Kanatları sarkarmış. Burnu bile üzülürmüş. Çünkü Pırıltı Peri karanlıktan korkarmış.
Güneş batınca hemen bağırırmış: “Işıkları açın! Mumları yakın! Ayı çağırın! Güneşi geri getirin!”
Bir akşam büyükannesi kahkaha atmış.
“Güneşi geri getirmek biraz zor kızım.”
“O zaman üç tane güneş getirin.”
Tam o sırada odanın köşesinden bir ses gelmiş: Pof!
Pırıltı Peri yatağın üstüne fırlamış. “Bu neydi?”
Bir daha ses gelmiş: Pof! Pof!” Battaniyenin altına saklanmış.

Büyükannesi mum yakmış. Köşeye bakmışlar. Yerde zıplayan şey… bir mısır tanesiymiş. Ocaktan patlayıp odaya gelmiş!
Pırıltı Peri şaşkın şaşkın bakmış. Sonra gülmeye başlamış. “Ben patlamış mısırdan mı korktum?”
Ertesi gece pencerenin önünden uzun, korkunç bir gölge geçmiş. Pırıltı Peri bağırmış: “Penceremin önünden bir şey geçti… Bavulumu hazırlayın!”
Büyükannesi perdeyi açmış. Bir çorap rüzgârda sallanıyormuş. Pırıltı Peri yerlere yatıp gülmüş. “Ben çoraptan mı korktum?”
Bir sonraki gece dolaptan ses gelmiş: Tık… tuk… tıkır…
Pırıltı Peri yastığı kafasına koymuş. “Büyükanne dolaptan sesler geliyoor!”

Büyükannesi dolabı açmış. Dolabın içindeki Pırıltı perinin en sevdiği oyuncağı Bayan Kirpi’ymiş. Karışık kıyafetlerin arasında sıkışıp aşağı yuvarlanmış.
Pırıltı Peri artık kahkahadan konuşamaz olmuş. Sonra büyükannesi yanına oturmuş. “Bak yavrum.” demiş. “Karanlık korkunç şeyler üretmez. Sadece ne olduğunu hemen göstermediği için beynimiz tahmin oyunu oynar.”

“Yani beynim bazen saçmalıyor mu?”
“Hem de çok.”
Pırıltı Peri gururla başını sallamış. “Benim beyin komedyenmiş.”
O gece lambayı kapatmışlar. Oda kararmış. Pırıltı Peri derin nefes almış.

Bakmış… Dinlemiş… Beklemiş… Sonra fısıldamış: “Yeni komik şey ne çıkacak acaba?”
Tam o sırada ses gelmiş: Horrrk pırrk fıss!”
Pırıltı Peri donmuş. Büyükannesi de donmuş. Sonra ikisi birden dönüp bakmış. Ses, uyurken horlayan minik kediden geliyormuş. İkisi de öyle gülmüş, öyle gülmüş ki yıldızlar bile pencereye gelip bakmış.

O günden sonra Pırıltı Peri bazen yine ürperirmiş. Ama hemen kendine sorarmış: “Bu gerçek korku mu… yoksa yine komik bir çorap mı?”
Çoğu zaman cevap çorap çıkarmış.