Bir varmış, bir yokmuş… Gökyüzünün en yüksek yerinde, pamuk şeker gibi yumuşacık bulutların arasında, minicik bir gökkuşağı yaşarmış. Bu minik gökkuşağı henüz tüm renklerini bilmiyormuş ama kalbi sevgiyle “pıt pıt” atarmış. Anne, bebeğinin göğsüne elini koymuş, kalbinin ritmini sevgiyle hissetmiş ve yumuşak bir sesle demiş ki:
“Biliyor musun canım bebeğim, senin kalbin de tıpkı bu gökkuşağı gibi renk renk duygularla dolu. Ben senin her rengini çok seviyorum.”
Minik gökkuşağı bir gün gökyüzünde yürüyüşe çıkmış. Birden güneş kocaman gülümsemiş:
“Aydınlık!”
Gökkuşağı bir anda pembe ve sarı renklere bürünmüş. Çok mutluymuş. İçinden zıplamak, kahkahalar atmak gelmiş.
“Ha ha ha!” diye gülmüş.
Anne, bebeğinin yanaklarını sevgiyle okşamış:
“Mutlu olduğunda gözlerin güneş gibi parlıyor. Neşen benim dünyamı aydınlatıyor.”
Gökkuşağı yoluna devam ederken birden gri bir bulut gelmiş. “Güm güm!” diye bir ses duyulmuş. Gökkuşağı biraz şaşırmış, biraz da kaşlarını çatmış. Rengi koyu bir mora dönmüş. Kendini biraz sert ve öfkeli hissediyormuş. Rüzgâr “vııııı” diye esmiş. Anne, bebeğinin omuzlarını yavaşça ovmuş ve sakin bir sesle söylemiş:
“Bazen işler istediğin gibi gitmeyebilir. O zaman kalbin mor bir bulut gibi olabilir. Bu çok normal. Kızabilirsin, ‘hayır’ diyebilirsin. Ben buradayım, yanındayım.”
Minik gökkuşağı derin bir nefes almış: “Huuuffff…” Nefesini verdiğinde mor bulut yavaşça dağılmış. Gökkuşağı rahatladığını hissetmiş. Yolun sonunda masmavi bir göl görmüş. Göl o kadar sessizmiş ki… “Şşşşşt…”
Gökkuşağı da masmavi olmuş. Çok sakinmiş, çok huzurluymuş. Hareketleri yavaşlamış, sanki uykusu gelmiş gibi.
Anne, bebeğinin alnından öpmüş:
“Sakinleştiğinde kalbin bir göl kadar huzurlu olur. İçindeki bu sessizliği bulmayı biliyorsun.”
Minik gökkuşağı yolun sonuna gelmiş. Artık üzerinde yedi renk birden parlıyormuş: kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi, lacivert ve mor. Hepsi birleşince yumuşak, sıcacık bir ışık oluşmuş. Yıldızlar usulca fısıldamış:
“İyi uykular minik gökkuşağı. Sen her halinle çok güzelsin.”
Anne, bebeğini sevgiyle sarmalamış:
“Sen benim gökkuşağımsın. Güldüğünde güneş, ağladığında yağmur gibisin. Seni her hâlinle, koşulsuzca seviyorum.”
Minik gökkuşağı yavaşça bulutuna uzanmış. Renkleri uykusunda bile ışıl ışıl parlıyormuş. Anne fısıldamış:
“Uyu minik mucizem. Ben hep buradayım.”
Bebek mışıl mışıl uyumuş. Rüyasında gökkuşağının üzerinde kayarken, annesinin sesini yumuşak bir masal gibi dinlemeye devam etmiş.
