RENK DEĞİŞTİREN ARABA: KAMERON

Bir varmış, bir yokmuş… Uçsuz bucaksız yolların buluştuğu, sinyal seslerinin şarkı gibi çaldığı, lastik izlerinin kaldırım taşlarına desen çizdiği rengârenk bir şehir varmış. Bu şehrin adı Vızvızlar Şehri’ymiş. Gece gündüz farlarla aydınlanan bu yerde, arabalar sadece hızla değil, duygularla da yol alırmış.

İşte bu hareketli şehrin sakinlerinden biri de Kameleon adında minik bir arabaymış. Ama Kameleon, sıradan arabalardan çok farklıymış. Çünkü o, duygularına göre renk değiştirirmiş. Mutlu olunca sarı olurmuş, heyecanlanınca turuncu, üzülünce maviye döner, kızınca kıpkırmızı kesilirmiş. Ama en garip olanı, utandığında cam gibi şeffaflaşırmış—sanki yok olmuş gibi…

Kameleon, diğer arabalar gibi sabit bir renge sahip olmadığı için kendini farklı hissedermiş. Park yerinde duran arabalar ona bakıp fısıldaşırmış. Özellikle parlak gümüş rengi ve böbürlü farlarıyla dikkat çeken lüks spor araba Astro, Kameleon’a her fırsatta sataşırmış. Kameleon rengini değiştirince, Astro yine rahatsız edici bir tonla alay edermiş.

“Bak bak, yine gökkuşağına döndü.”
“Acaba neden bir türlü karar veremiyor? Arabaysa sabit durmalı, ruh haline göre değil!”

Bu sözler Kameleon’un içini burkmuş. İçinden sadece “Keşke ben de tek renkli olsaydım.” diye düşünmüş. Ve… utançtan şeffaflaşmış.

Bir gün, Vızvızlar Şehri’nde büyük bir etkinlik düzenlenmiş: “Renkli Araba Hız Festivali” Herkes en parlak haliyle gelecekmiş. Kameleon, bu festivali duyduğunda çok heyecanlanmış, hatta bu nedenle fırıldak gibi sürekli renk değiştirmeye başlamış. Ama festival sabahı, ne renk olacağını bilemediği için tedirginmiş. “Ya rengim hep değişirse? Ya herkes yine dalga geçerse?” diye düşünüp kenara çekilmiş.

Tam o sırada, yanına yaşlı bir minibüs gelmiş. Kaportası çiziklerle doluymuş ama gözleri parlıyormuş.
“Rengin değişiyorsa, bu seni kararsız yapmaz,” demiş minibüs.
“Bu, senin içinin ne kadar zengin olduğunu gösterir. Kimseye benzememen bir eksiklik değil, armağandır.”

Bu sözler, Kameleon’un içinde bir şeyleri kıpırdatmış. O an bir karar vermiş: Kendini saklamak yerine, kendi renginde yarışacakmış. Astro, her zamanki gibi kendinden eminmiş.
“Bu yarışı kesin ben kazanırım. Parlaklıkta da hızda da rakibim yok.” demiş, jantlarını cilalarken.

Büyük gün gelip çatmış. Yarış pistinin etrafı bayraklarla süslenmiş, tribünlerde çocuklar ellerinde balonlarla tezahürat yapıyormuş. Yarış başladığında, Kameleon’un renkleri yol boyunca dans ediyormuş. İlk virajda turuncuya dönmüş—heyecan! Rampada sarıya—mutluluk! Son düzlüğe geldiğinde kırmızıya dönmüş—kararlılık!

Kameleon’un duyguları, lastiklerine yön olmuş. Astro düz çizgide hızlıymış ama virajlarda zorlanmış, birkaç kez dengesini bile kaybetmiş. Kameleon ise yolun ritmini duygularıyla dinlemiş. Her dönüşte bir renk, her rampada bir coşku…
Ve… Kameleon yarışı kazanmış!

Herkes alkışlamış, çocuklar ellerini çırparak “Renkli araba kazandı!” diye bağırmış.

Astro, pistin kenarında durmuş. Farları yere bakıyormuş. Yarış sırasında, Kameleon’un renkleriyle yarıştığını, ruhuyla yol aldığını fark etmiş. Ona yaklaşmış, sesi bu kez yavaş ve duruymuş:
“Ben sadece hızımı parlattım, ama sen kalbini… Seni hep dışına göre yargıladım. Ama sen bana içini gösterdin. Özür dilerim.”

Kameleon sarıya dönmüş. Sonra tatlı bir pembeye…
“Teşekkür ederim. Ben de artık kendimi saklamayacağım.” demiş.

O günden sonra Astro, başka hiçbir arabayı dış görünüşüne göre yargılamamış. Ve Kameleon, rengarenk ruhunu özgürce yola taşımış.

Renk değiştiren araba masalı da burada bitmiş…

BU MASALI YILDIZLARI KULLANARAK DEĞERLENDİREBİLİRSİNİZ. Aşağıda bulunan yorum bölümünden kolayca fikrinizi belirtin, masalları birlikte iyileştirelim. Yorumlarınız benim için çok değerli.
DESTEK İÇİN Instagram ya da YouTube hesabımızı takip etmeniz yeterli ♡

Son güncelleme: 6 Şubat 2026
Paylaş
Facebook
X
WhatsApp
Masalı Oyla:
12345 (4,09)
Loading...
İlgili Masallar