Bir varmış, bir yokmuş… Uykulu Orman’da minik bir ayı yaşarmış. Akşam olmuş, hava kararmış. Gökyüzünde ay yavaşça yükselmiş. Yıldızlar pır pır parlamış. Minik ayı odasına gelmiş. Yatağına bakmış. Yatak yumuşacıkmış. Yastık sıcacıkmış. Yorgan pofudukmuş. Ama minik ayının hiç uykusu yokmuş.
Minik ayı yatağa uzanmış. Bir sağa dönmüş. Bir sola dönmüş. Ayaklarını uzatmış. Kulaklarını kaşımış. Kalbi pıt pıt, pıt pıt diye hızlıca atıyormuş. Gözü kapanmak istemiyormuş. Minik ayı fısıldamış: “Uyumak istemiyorum.” Sonra biraz daha sesli söylemiş: “Bir şey daha istiyorum!”
Annesi gelmiş. Minik ayının yanına oturmuş. Ona bir bardak su vermiş. Sonra en sevdiği oyuncağı Pofuduk Tavşan’ı yatağın yanına koymuş. Annesi yumuşak bir sesle “Buradayım” demiş. Sonra odadan çıkmış.
Lambanın ışığı loş loş yanıyormuş. Oda çok sessizmiş. Dışarıda rüzgâr “vışşş” diye esmiş. Yapraklar hışır hışır etmiş. Minik ayı kulaklarını dikmiş. Ormanı dinlemiş. Uzakta bir baykuş “hu hu” demiş. Bir dal çatırdamış. Ama minik ayı korkmamış. Sadece dinlemiş.
Minik ayı elini kalbine koymuş. Kalbi hâlâ hızlıymış. Derin bir nefes almış: “Huuuuffff…” Sonra nefesini vermiş: “Puuuuuffff…” Göğsü yavaşça inmiş. Bir nefes daha almış. Bir nefes daha vermiş. Vücudu biraz gevşemiş.
Minik ayı yatağına bakmış. Yatak hâlâ oradaymış. Oda aynıymış. Pofuduk Tavşan yanındaymış. Minik ayı Pofuduk Tavşan’a sıkıca sarılmış. Kendi kendine mırıldanmış: “Buradayım. Tavşanım yanımda. Güvendeyim.”
Kalbi artık daha yavaş atıyormuş: pıt… pıt… pıt… Minik ayı yorganı burnuna kadar çekmiş. Ayakları ısınmış. Kolları ağırlaşmış. Gözleri yorulmuş. Göz kapakları yavaş yavaş kapanmış.
Uyku, minik ayının yanına sessizce gelmiş. Önce kulaklarına dokunmuş. Sonra gözlerine. Sonra kalbine. Minik ayı derin bir nefes almış. Nefesi yumuşamış. Vücudu sakinleşmiş.
Minik ayı uyumuş. Pofuduk Tavşan uyumuş. Yatak uyumuş. Oda uyumuş. Ağaçlar uyumuş. Yapraklar susmuş. Uykulu Orman derin bir uykuya dalmış.
Masal da burada bitmiş.
