YATAĞIM UÇAN GEMİ

uyku getiren masallar oku

Bir varmış, bir yokmuş… Kendi odasında, oyuncaklarının tam ortasında, bazen yastığıyla güreşen, bazen de pijamalarını ters giyen bir çocuk yaşarmış. Adı Bulut’muş. Geceleri uyumayı pek sevmezmiş çünkü hep bir şeyleri kaçıracakmış gibi hissedermiş.
“Ya uyurken annem çilekli kek yaparsa?”
“Ya babam televizyonu açarsa?”
“Ya oyuncak ayım geceleri konuşuyorsa?”

İşte bu yüzden Bulut bazen salona, bazen anne-babasının yatağına, bazen de halının tam üstüne kıvrılırmış. Ama her sabah bir sorun olurmuş:
Boynu tutulur, ayakları üşür ya da annesi onu kanepe battaniyesinden çıkarmaya çalışırken istemeden kulağını mıncırırmış.

Annesi ne zaman “Kendi yatağında uyursan sabahları süper kalkarsın” dese, Bulut gözlerini devirmiş:
“Süper kahramanlar hiç yatak kullanmaz ki!” dermiş.
Ama Bulut henüz yatağının ne kadar özel olduğunu bilmiyormuş…
Çünkü kendi yatağında uyuduğunda başlayan o büyük macerayı daha hiç yaşamamış.

Bir gece, Bulut kendi yatağı yerine salondaki koltukta uyuya kalmış. Rüyasında dev bir zeytin ezmesi gölüne düşmüş ve bir türlü çıkamamış! Sabah kalktığında “Bu ne biçim rüya ya?” demiş.
Annesi gülerek, “Koltukta uyuyanlar, harikalar diyarına bilet alamaz.” demiş.

O gece Bulut, “Bu iş böyle olmayacak” diyerek hop yatağına atlamış. Gözlerini kapar kapamaz, yatağı vınn diye havalanmış. Bir anda yatağın ayak ucundan minik bir düğme çıkmış. Üzerinde altın harflerle şöyle yazıyormuş: “Rüya Modu: AKTİF”

Yatak hafifçe titremiş, sonra havalanmaya başlamış!
Yorgan yelken olmuş, yastık dümen olmuş, çarşaflar sanki motor gibi vınn diye çalışmış.
Bulut gözlerini kocaman açmış: “Aman da aman! Bu benim yatağım mı yoksa gizli bir uzay gemisi mi?”
Yatak cevap vermiş gibiymiş, çünkü tam o sırada pencere kendiliğinden açılmış ve yatak odayı terk etmiş!

Gökyüzü pamuk helva gibiymiş, ay kocaman lokum topu gibi parlıyormuş. Bulut yatağının başucuna yaslanmış, gözlerini ovuşturarak etrafa bakıyormuş.
Uzaktaki yıldızların üzerinden zıplayarak gelen bir şey dikkatini çekmiş. Üç gözlü, iki kulaklı, ama ses tonu gayet tatlı, komik bir yaratık Bulut’a “Dur bakalım! Yatağında uyuyarak mı geldin buraya?” demiş.

Bulut biraz utanarak başını sallamış.
“Evet… bu gece ilk defa kendi yatağımda uyudum”
Komik yaratık, bulutların üstünde zıplayarak sevinçle bağırmış:
“Yaşasın! Demek ki hâlâ kendi yatağında uyuyan çocuklar var! Hoş geldin Harikalar Diyarı’na, Kaptan Bulut!”

Sonra Bulut’un eline koca bir çilekli lolipop tutuşturmuş ve öğüt vermeyi unutmamış “Şekerleri yastık altına koyma. Sabah kalkınca saçına yapışır. Ayrıca fazla şeker yiyenler erken yaşlanırrr!”

Bulut kahkahalarla gülmüş, yatağının kenarına oturmuş ve içinden şöyle demiş:
“Ben bu işin sonunu çok merak ediyorum.”

Yatak bulutların arasından süzülerek ilerlemiş. Rüzgar mırıldanır gibi esiyor, yıldızlar sanki yol gösteriyormuş. Birden karşılarında kocaman bir tabela belirmiş. Üzerinde parlayan harflerle yazıyormuş:

“DİNOZOR KİTAPLIĞI – Sessiz ol, yoksa T-Rex uyanır!”

Bulut gözlerini fal taşı gibi açmış. “T-Rex mi? Uyanır mı?”
Ama yatağın fren yapacak hali yokmuş. Hop, içeri dalıvermişler.

Kitaplık, eski bir müzeye benziyormuş ama tavanı yokmuş! Bunun yerine devasa Brontozorlar yukarıdan kitap taşıyormuş. Raflar sonsuza kadar uzanıyormuş sanki. Kitaplar uçuyor, bazıları sayfalarını açıp konuşuyormuş.

Bir dinozor —ama gözlüklü ve fularlı bir Stegosaurus— yavaşça yaklaşıp kibarca eğilmiş.
“Hoş geldin genç kaptan. Uçan yatağınla ilk kez mi geldin buraya?”
Bulut başını sallamış.
“Evet. Biraz şaşkınım açıkçası.”

Stegosaurus gülümsemiş.
“Harika! O zaman ‘Fosilleşmiş Fikirler’ bölümüne bir göz at derim. Orada kafanda dolaşan ama henüz cümleye dönüşememiş düşünceler saklanır.”

Bulut kıkırdamış. Yavaşça yatağından inmiş, rafların arasında dolaşmaya başlamış. Bazı kitaplar dinozor yumurtası şeklindeymiş. Açınca içinden ses çıkıyormuş:
“Merak etmekten korkma, öğrenmek cesurca bir yolculuktur.”

Bir köşede koca bir kitapçık duruyormuş. Üzerinde “DÜŞÜNEN DİNOZOR GÜNLÜĞÜ” yazıyormuş. Bulut kapağını açmış ve içinde şu satırı bulmuş:

“Kendi yatağında uyumak, rüyalarını sakladığın gizli bir mağaradır.”

Bulut bu cümleyi çok sevmiş.
Yatağı onu bekliyormuş. Yeniden üstüne oturmuş ve içinden “Acaba sıradaki durak neresi?” demiş ancak Bulut’un yeni maceralara atılmak için bir sonraki geceyi beklemesi gerekiyormuş. Hava yavaş yavaş aydınlanıyormuş ve uçan gemi dümenini Bulut’un odasına doğru çevirmiş. Gökyüzünde harika bir manzara varmış. Her yer sessizleşmiş. Bulut’un yatağı sessizce odasının penceresinden içeri girmiş. Pencereden içeri sızan ışıklar harika bir günün başlayacağını haber veriyormuş.

O günden sonra Bulut, nereye giderse gitsin, hatta büyükannesine bile gitse, kendi yatağını yanında götürmek istemiş. Annesi de ona minik bir seyahat yatağı almış: Uçan Gemi versiyon 2.0!

Ve her gece, kendi yatağında, harikalar diyarında yepyeni bir maceraya çıkmış…

Masal da burada bitmiş.

Tatlı Rüyalar…

BU MASALI YILDIZLARI KULLANARAK DEĞERLENDİREBİLİRSİNİZ. Aşağıda bulunan yorum bölümünden kolayca fikrinizi belirtin, masalları birlikte iyileştirelim. Yorumlarınız benim için çok değerli.
DESTEK İÇİN Instagram ya da YouTube hesabımızı takip etmeniz yeterli ♡

Son güncelleme: 6 Şubat 2026
Paylaş
Facebook
X
WhatsApp
Masalı Oyla:
12345 (3,54)
Loading...
İlgili Masallar