Bir varmış, bir yokmuş… Evvel zaman içinde, piksellerin saman içinde, Robloxia denilen uçsuz bucaksız bir diyar varmış. Bu diyarda sarı kafalı, mavi gövdeli, üstü başı sade olduğu için herkesin “Aman canım, bu daha yeni başlamış.” dediği saf bir Noob yaşarmış.
Noob’un en sevdiği şey zıplamakmış. Ama plansız zıplamak. O yüzden de sık sık “Oof!” sesiyle kendini en başta bulurmuş. Yine de pes etmezmiş; her düştüğünde biraz daha dikkatli olmaya çalışırmış.
Bir gün gözüne uzaktan bile ürküten bir yapı ilişmiş: Devasa Kule.
Bu kule o kadar yüksekmiş ki, en usta oyuncular bile Shift Lock yaparken parmaklarını karıştırır, dengelerini kaybedip aşağı yuvarlanırlarmış. Kuleye bakanlar genelde “Oraya çıkan yok.” deyip geçermiş.
Ama Noob içinden farklı bir ses duymuş:
“Denemezsem zaten çıkamam.”
Önce cebini yoklamış. Bir tane Gravity Coil bulmuş. Zıplamış… yükselmiş… ama yetmemiş. Tekrar denemiş, yine olmamış. O sırada yukarıdan süzülen bir gölge fark etmiş. En pahalı kanatları takmış, etrafa hava atan koca bir Pro oyuncu kulede uçar gibi dolaşıyormuş. Noob ona bakmış, sonra kulenin tepesine, sonra tekrar Pro’ya… Ve aklına kimsenin beklemediği bir fikir gelmiş.
Taktik 1: Dikkat Dağıtma
Noob sohbet bölümüne girip öyle bir şaka yazmış ki, kuledeki herkes okumaya başlamış. Pro bile gülmekten duraksamış. İçinden, “Bir saniyelik durma yeter.” diye geçirmiş.
Taktik 2: Doğru An
Pro dengesini kaybedip aşağı doğru süzülürken, Noob tam zamanında zıplamış ve “zıp” diye onun sırtına konuvermiş. Kalbi hızlı hızlı atıyormuş ama bırakmamış.
Taktik 3: Büyük Blöf
Tam o sırada Noob, ciddi bir sesle fısıldamış:
“Robux-Ver-123.”
Kod hiçbir işe yaramamış ama etraftakiler bir anlığına durup bakakalmış. O kısa an, Noob’a yetmiş. İkisi birlikte kulenin en tepesine kadar yükselmişler. Pro paniklemiş, Noob ise son bir hamleyle kendini platforma atmış. Bir anda her yer sessizleşmiş. Kulenin tepesinde Büyük Ödül duruyormuş. Noob kupayı eline almış. Ama kupanın içinden altın, elmas ya da güç çıkmamış. Sadece küçük bir not varmış:
“En büyük ödül, birlikte gülüp eğlenebilmektir.”
Noob notu okumuş, kupayı kafasına şapka gibi takmış. Sonra aşağıya bakmış, derin bir nefes almış ve gülerek kendini boşluğa bırakmış.
“Oof!” sesi duyulmuş ama bu kez canı hiç yanmamış. Ana menüye döndüğünde hâlâ gülümsüyormuş. Çünkü anlamış ki bazen en yüksek yere çıkmak değil, oraya nasıl çıktığın önemliymiş.
Onlar ermiş muradına, biz gidelim bir sonraki server’a…
