GRİCİK: Bir kurt masalı

kurt masalları, masal, masal oku, masallar

Bir varmış, bir yokmuş… Ay ışığı karların üstüne gümüş bir yol çizermiş; ormanın derinlerinde rüzgâr, uğultuyla ninni söyler gibi esermiş. Kayalıklarla sarılan yüksek yamaçlarda, bölgenin hakimi Büyük Kurt Ailesi yaşarmış. Bu kalabalık aile gündüz iz sürermiş, gece ise hep birlikte avlanırmış. O akşam hepsi çok heyecanlıymış; çünkü sürülerine minicik bir üye katılacakmış. Derken, duman gibi kabarık tüyleri, merakla titreyen burnu ve gözlerinde parıldayan kocaman “Neden?”lerle Gricik dünyaya gelmiş.

Gricik’in kocaman bir ailesi varmış: Ay-İzi Ana, Uzak-Adım Baba, abla Kıvılcım, abi Serin Pati ve masal anlatmayı seven Dede Kurt.. Kurtlar tek başına dolaşmazmış; sürü kocaman bir aileymiş. Birlikte gezer, birlikte dinlenir, birbirini beklermiş. Sürünün herkesin bir görevi varmış: biri iz sürermiş, biri gözcülük yaparmış, biri de yavrularla oynayıp onlara yolları öğretirmiş.

Büyük Kurt Ailesi’nin en küçük üyesinin öğrenmesi gereken çok şey varmış; güçlü ve sorumlu bir kurt olmak kolay değilmiş. İlk ders “uluma korosu”ymuş. Dede kurt, pos bıyıklarını sallayıp, “Ulumak, ‘buradayız’ demektir.” demiş. Uzak-Adım Baba derin bir nefes almış, “Auuuuuuuu!” diye uzun uzun ulumuş. Gricik de denemiş: “Au!” Sesi minicik çıkmış. Rüzgâr bile, “ehm” der gibi kıpırdamış. Gricik biraz utanır gibi olmuş. Ay-İzi Ana başını okşamış: “Denemek başarıya giden en önemli adımdır. Denersin olmaz, sonra bir daha denersin, olmaz ama en sonunda olur.” demiş.

O gece Gricik nefesi bitene kadar tekrar tekrar denemiş ama bir türlü istediği gibi uluyamamış. “Deniyorum ama olmuyor!” diye içinden söylenmiş. Tam o sırada karşı yamacın sessizliğini Serin Pati’nin uzun bir uluması yarmış. Gricik, abisinin sesini duyar duymaz kendiliğinden, sanki yüreği yolu bulmuş gibi ulumaya başlamış. Auuuuuuu!

Kurtların uluması yaklaşık 16 km uzağa kadar gidebilirmiş; Gricik’in bu uluması kilometrelerce uzaktaki tüm kurtlara ulaşmış. Önce onu kimse tanıyamamış ama sonra büyük kurt ailesi minik kurdun bu başarısını uzun ulumalarla kutlamış.

Ertesi gün, sürü av yollarını görmek için keşfe çıkmış. Serin Pati, “Bizimle gelirsen sessiz adım öğrenmen gerekir.” demiş. Önden yürüyüp karın üstünde izler bırakmış ancak tek bir çıt bile çıkarmamış. Sıra Gricik’e geldiğinde minik kurt patilerini usulca kara basmış. Derken bir dal “çıt!” diye kırılınca serçeler havalanmış.

Gricik’in kulakları düşmüş. Dede Kurt gülümsemiş: “Üzülme evlat, eğer hata yapmıyorsan hiç yeni bir şeyler öğrenmiyorsun demektir.” demiş. Gricik yeniden denemiş ve bu sefer başarmış. Sürü ile birlikte av yollarını keşif için yürümeye başlamışlar. Kurtlar böyle günlerde neredeyse 50 km yol yürürmüş, gerekirse daha fazla mesafe bile kat edebilirlermiş. Minik kurt, sürünün en küçük üyesi olarak tüm bu yolu sessizce yürürken oldukça gururluymuş.

Yol boyunca tüm sürü yavaş ve sessizmiş çünkü Kurtlar normalde oldukça yavaş ve temkinli ilerlermiş ancak Dede Kurt’un söylediğine göre gerektiğinde saatte 70 km/s hızla koşturabilirlermiş.

Öğleden sonra “koku peşinde koşu” zamanıymış. Uzak-Adım Baba burnunu havaya kaldırıp, “Rüzgâr dostumuzdur; kokular onun sırtında taşınır. Uygun havada kurtlar kokuları 1–2,5 km uzaktan bile alabilir.” demiş. Gricik burnunu titrete titrete çam kokusunu aramış. Koku bazen saklambaç oynar gibi kaybolmuş. Tam vazgeçecekmiş ki rüzgâr hafifçe yön değiştirmiş. Gricik kokunun ipini yakalayıp “Buldum!” diye sevinmiş.

Derken küçük bir dereye gelmişler. Suyun üstünde ayın kırpıntıları pırıl pırıl dans ediyormuş. Gricik atlamak istemiş. İlk atlayışta şapır! diye suya düşüp ıslanmış, üstü başı çamur olmuş. Sonra derin bir nefes almış, küçük bedenini toplamış ve ikinci atlayışta dereyi hoop! diye geçmiş. “Oldu!” diye gülümsemiş.

Günler böyle oyunla ve şarkıyla geçmiş. Gricik bazen zıplarken sendelemiş, bazen yürürken “çıt” diye dal kırmış; ama her denemede biraz daha ustalaşmış. Kıvılcım, “Korkmak normalmiş.” dermiş. Uzak-Adım Baba da “Küçük adımlar, büyük yollara dönüşürmüş.” diye ekler olmuş.

Bir sabah ufuk pembeye boyanırken sürü yola koyulmuş. Rüzgâr kokularla doluymuş, toprak sıcacıkmış. Gricik iz sürmüş, usulca yürümüş, kardeşlerini beklemiş. Akşam olduğunda Dede Kurt başını okşayıp, “Başarı, hiç düşmemek değil; düşünce yeniden kalkabilmektir.” demiş. Yıldızlar “pıt pıt” göz kırpmış, ay da gülümseyip “Aferin!” demiş.

O gece Gricik gözlerini kapatırken rüzgâr yine ormanın ninnisini söylemiş. Gricik içinden, “Ben kurtmuşum: merak eder, dener, düşersem kalkarmışım.” diye geçirmiş. Ay gökyüzünde gülümsemiş; yıldızlar, küçük bir kurdun kalbinde büyüyen cesareti alkışlamış. Masal da burada bitmiş.

EBEVEYN NOTU: Evde oynanacak 3 kısa oyun: “sessiz adım”, “koku izi” (tarçın/vanilya), “uluma korosu” (nefes çalışması).

Son güncelleme: 5 Şubat 2026
Paylaş
Facebook
X
WhatsApp
Masalı Oyla:
12345 (4,15)
Loading...

Masal Hakkındaki Fikirlerinizi Paylaşın:

İlgili Masallar