KURBAĞA PRENS

Bir zamanlar, masalsı diyarlardan uzakta, büyük bir krallığın sınırlarının ötesinde, hayat dolu bir prenses yaşarmış. Prenses, uzun sarı saçları, parlayan gözleri ve pembe elbiseleriyle tüm krallığı aydınlatırmış. Gülümsemesi o kadar büyülüymüş ki etrafındakileri neşelendirir, çiçeklerin daha canlı açmasına neden olurmuş. Kraliyet sarayının bahçesinde, rengarenk çiçekler arasında koşuştururken günlerini geçirirmiş.

Her gün sarayın büyük ormanlarında gezintiye çıkarmış. Doğayı, hayvanları, kuşları çok severmiş. Hele bir de saray bahçesindeki göl… Orası onun en sevdiği yermiş.

Bu güzel prenses, doğayı, ormanı ve hayvanları çok severmiş. Her gün sarayın büyük ormanlarında gezintiye çıkar. Göl kenarında çeşit çeşit hayvanla kuşla sohbet eder, oyunlar oynarmış.

Bir yaz günü, güzel prenses, masmavi gökyüzünün altında dolaşıyor, neşeli şarkılar söyleyerek geziniyormuş. Bir yaz günü, güneşin altın ışıkları yaprakların arasından süzülürken prenses, elinde çok sevdiği altın topuyla göl kenarına gelmiş. Topuyla biraz oynadıktan sonra bir ağacın altına oturup kitap okumayı düşünüyormuş. Topunu havaya fırlatıp tutarken bir anlık dalgınlıkla top kaymış ve “plup!” diye gölün kenarındaki eski kuyuya düşüvermiş. Prenses hemen kuyunun başına koşmuş. Eğilmiş, bakmış ama kuyunun dibi karanlıkmış.

Tam o sırada, kuyunun kenarından bir ses duyulmuş: “Wrak! Merhaba prenses, üzülme. Topunu sana geri getirebilirim wrak!”

Prenses etrafına bakınmış. Ses incecikmiş ama net bir şekilde duyulmuş. Sesin geldiği yöne bakınca, yeşilimsi derisi ve kocaman gözleriyle kendisine bakan bir kurbağa görmüş. Geriye bir adım atmış. Kurbağaya doğru hayretle yaklaşmış ve “Bu ses… Yoksa sen mi konuştun?” demiş.

Kurbağa başını eğmiş. “Evet, prenses wrak!”

Prenses şaşırmış kalmış. Hem tedirgin hem de merak doluymuş. Konuşan bir kurbağa mı?! Böyle bir şey nasıl olabilir?!

kurbağa prens, grimm masalları, prenses masalları

Bu sırada kurbağa, kuyunun içine atlamış ve ağzında topu tutarak geri çıkmış. Topu prensese uzatmış. Prenses bir an ne diyeceğini bilemese de sonra kısık bir sesle teşekkür etmiş. Kurbağa, prensesin tedirginliğini anlamış, başını hafifçe sallamış ve sessizce geri çekilmiş. Prensesin rahatsız olabileceğini düşünerek hemen uzaklaşmış.

O gün akşam prenses, odasında altın topuna bakarken hâlâ o konuşan kurbağayı düşünüyormuş. “Gerçekten konuştu mu yoksa ben hayal mi gördüm? Nasıl konuşuyor ki? Neden hemen gitti acaba?” diye düşünüp durmuş. Aklında bir sürü soru varmış.

Ertesi gün, prenses aynı yere tekrar gitmiş. Elinde yine altın topu varmış ama bu kez kurbağayı merak ettiği için gelmiş. Göl kenarında yürürken hafifçe şarkı mırıldanmaya başlamış.

Şarkısını söylerken bir kurbağanın da ona eşlik ettiğini fark etmiş. Çevresine bakınmış ve gölün kristal berraklığındaki suların kenarında ona bakan kurbağayı görmüş. Prenses hemen kurbağanın yanına gitmiş ve “Merhaba!” demiş. “Dün bana yardım ettin ve ben sana doğru dürüst teşekkür bile edemedim.”

Kurbağa başını eğmiş. “Gerek yoktu wrak! Ben sadece yardım etmek istedim.”

Prenses, kurbağanın gerçekten konuştuğunu fark edince yine çok heyecanlanmış ama belli etmemeye çalışmış. “Sen gerçekten konuşuyorsun ama bu nasıl olabilir?”

Kurbağa, ona kendi hikâyesini anlatmaya başlamış;

“Tedirgin olmak da haklısın prenses! Ben de insanken konuşan bir kurbağa görsem çok şaşırırdım. Hatta şaşkınlıktan dilimi yutabilirdim ancak merak etme benden sana zarar gelmez.”

Prenses hayretle kurbağanın sözlerini tekrar etmiş: “Ben de insanken mi dedin sen? Nasıl yani?”

Kurbağa hüzünlü bir ses tonuyla anlatmaya devam etmiş: “Yıllar yıllar önceydi wrak! Evet ben bir zamanlar insandım ve hatta bu sarayda prenstim. Ancak bir gün, kötü bir büyücü ortaya çıktı. Beni sihirli bir kudretle lanetledi ve kurbağaya dönüştürdü. Büyü ortadan kalkana kadar kurbağa olarak yaşayacağım ve korkarım bu sonsuza kadar sürecek.”

Prenses bu duruma çok üzülmüş ve kurbağayı teselli etmeye çalışmış. “Merak etme, Kurbağa Prens! Bu büyü elbet bir gün bozulacaktır, sadece nasıl olacağını bulmamız gerekiyor.”

Prenses, krallıktaki herkese haber salmış ancak bu büyünün ne olduğu ve nasıl bozulacağını bilen birini aramış fakat hiç kimsenin bir fikri yokmuş. Prenses o günden sonra her gün kurbağayı ziyaret etmeye başlamış. Kurbağa Prens’in başından geçen ilginç olayları anlatması prensesi çok güldürüyormuş. Özellikle kurbağaya dönüştükten sonra diliyle sinek yakalayıp karnını doyurması her ikisini de kahkahalarla güldürüyormuş. Birlikte şarkılar söylüyor, göl kenarında suyla oynuyorlarmış.

masal oku, grimm masalları kurbağa prens masalı

Prenses, Kurbağa Prens’ten göldeki diğer hayvanların hikâyelerini de öğrenmiş. Prenses de sarayda başından geçenleri anlatıyor, onunla dertleşiyor; tüm sırlarını, sıkıntılarını konuşuyormuş. Zamanla çok iyi arkadaş olmuşlar.

Prenses her gün Kurbağa Prens’in yanına gitmek için can atıyormuş. Günler böyle geçip gidiyormuş ama Kurbağa Prens’in büyüsünün nasıl bozulacağına dair hiçbir fikirleri yokmuş. Bu durum hem prensi hem de Kurbağa Prens’i çok üzüyormuş.

Bir gün Prenses, Kurbağa Prens’e dönüp “Keşke her zaman yanımda olabilsen.” demiş. Kurbağa Prens, hüzünlü gözlerle prensese bakmış ve “Bunu ben de çok isterdim.” demiş. Birbirlerine bir süre bakmışlar. Prenses o sırada dayanamamış ve kurbağanın yanağına küçük bir öpücük kondurmuş.

Prensesin dudakları kurbağanın yanaklarına değdiğinde, aniden büyülü bir titreşim hissedilmiş. Gölün yüzeyinde hafif bir parıltı belirmiş. Kurbağa Prens’in bedeni birdenbire sıcak bir ışıkla kaplanmış. Prenses ve kurbağa birbirlerine şaşkın bakışlarla bakmışlar.

Kurbağa Prens’in bedeni yavaşça kıpırdamaya başlamış. “Prenses, bak! Bir şeyler oluyor.” demiş. Prensesin yüzü sevinçle aydınlanmış. Kalbinin hızlıca attığını hissediyormuş.

Işık dağıldığında, prensesin karşısında artık bir kurbağa değil, yakışıklı bir prens duruyormuş. Gözleri tanıdıkmış. Gülümsemesi aynıymış.

Prensesin gözleri parlamış ve “Büyü bozuldu, peki bu nasıl oldu?” diye sevinçle bağırmış.

Kurbağa Prens, hâlâ insan bedenine bakıyormuş. Çok mutluymuş. “Prenses, senin içten gelen sevgin ve dostluğun büyüyü kırdı. Sana hissettiklerim, gerçek aşkın ve samimiyetin gücüyle gerçekleşti. Sen muhteşem bir insansın. Seni çok seviyorum. Teşekkür ederim.” demiş.

Birbirlerine karşı hissettikleri saf ve çıkarsız duyguların sonucunda ortaya çıkan sevgi dolu bir öpücük büyünün bozulmasını sağlamıştı. Prenses, duygularını ifade edemediği kadar mutluydu. İkisi de göl kenarında el ele tutuşup uzaklara bakarken, birlikte geçirdikleri anıları ve yaşadıkları maceraları hatırladılar. Birbirlerine destek olmuş, birlikte gülmüş ve üzülmüşlerdi.

Ve o günden sonra…
Kurbağa Prens artık sadece bir prens değilmiş. Aynı zamanda prensesin en iyi arkadaşı, sırdaşı, dostu olmuş. Krallıkta büyük bir düğün yapılmış ama onların hikâyesi bir düğünle değil, dostlukla başlamış.

Ve masalsı diyarlarda, göl kenarında başlayan bu hikâye…
Gönüllerde çok uzun süre yaşamış.

Kurbağa Prens masalı da burada bitmiş.

 

Son güncelleme: 6 Şubat 2026
Paylaş
Facebook
X
WhatsApp
Masalı Oyla:
12345 (3,26)
Loading...

Masal Hakkındaki Fikirlerinizi Paylaşın:

İlgili Masallar