Bir varmış, bir yokmuş. Bir zamanlar, Damlacık adında küçük bir kasaba varmış. Bu kasaba bir göletin etrafına kuruluymuş. Her evin bahçesinde de rengarenk çiçekler açan şirin pencereler varmış. Kasabanın ortasında ise gökyüzüne kadar uzanan Bilge Büyükçınar Ağacı duruyormuş.

Bir gün kasabanın çocukları, Büyükçınar’ın gölgesinde toplanmış ve ondan masal anlatmasını istemiş. Bilge Büyükçınar, çocuklara suyun önemlini anlatan ‘Ormanda Yaşayan Su Damlacıkları’ isimli masalı anlatmaya karar vermiş.

Bilge Büyükçınar’ın anlattığı masalda, ormanda yaşayan her damla, suyun bir hediye olduğunu biliyor ve gölette bir araya gelip birleşerek ormanın her köşesine hayat veriyormuş. Ancak bir gün, kasabadaki insanlar suyu israf etmeye başlamış. Çeşmelerden akan suyu bilinçsizce kullanıp, göletin su seviyesini düşürmüş. Su damlacıkları bu durumu üzülerek izlemiş, ancak insanlara yetecek güçleri yokmuş.

❤  FARKLI BİR MASAL KEŞFEDİN ➸ RENKLİ RÜYALAR DENİZİ

Bilge Büyükçınar masalı bitirdikten sonra çocuklara dönmüş ve suyun kıymetini bilmelerini ve israf etmemelerini öğütlemiş. “Su sadece içmek için değil, aynı zamanda doğanın dengesini korumak, bitkilerin büyümesine yardım etmek ve hayvanların yaşamasını sağlamak için de çok önemlidir. Her damla su, bir ormanın, bir çiçeğin, hatta bir kuşun yaşam kaynağıdır. Siz de bu kutsal hediyeyi korumak için üzerinize düşeni yapmalısınız. Çeşmelerden akan suyu bilinçli kullanmalı, bitkileri ve hayvanları düşünerek hareket etmelisiniz.” Demiş.

Çocuklar, Bilge Büyükçınar’ın öğrettikleriyle evlerine dönmüş ve suyu daha dikkatli kullanmaya başlamışlar. Duşta uzun süre kalmamış, ellerini yıkarken veya dişlerini fırçalarken suyu boşa harcamamışlar.