Bir varmış, bir yokmuş. Gökyüzünün derinliklerinde, gecenin karanlığında yaşayan bir yarasa ailesi varmış. Bu ailenin en küçük üyesi Mızmız Yarasa’ymış. Mızmız Yarasa, diğer kardeşlerinden çok farklıymış. Annesiyle sürekli tartışır, yemekleri beğenmez, gece uçuşlarına katılmak istemezmiş. Her konuda şikayet eder, mızmızlanır dururmuş.

Annesi ne dese Mızmız Yarasa dinlemez, sürekli inatlaşırmış. Bu yüzden de başına hep bir iş gelirmiş. Günler geçmiş, sonbahar gelmiş, havalar soğumuş. Tüm hayvanlar kış hazırlıklarına başlamış. Annesi Mızmız Yarasa’ya, “Artık buradan gitmeliyiz, daha sıcak yerlere göçmeliyiz, yiyeceklerimizi başka yerlerde aramalıyız. Burada kalırsak aç kalır ve hasta oluruz” demiş.

Ama Mızmız Yarasa, “Büyüdüm ben! Burada kalacağım, sıcak bir yuva bulacağım ve kışı burada geçireceğim” demiş. Annesi, “Burada kalırsan üşürsün, sonra hasta olursun” dese de Mızmız Yarasa dinlememiş. Ailesi yola çıkmış, ama Mızmız Yarasa inat edip orada kalmış.

Günler geçmiş, havalar iyice soğumuş. Öyle soğumuş ki geceler bile buz kesmiş. Mızmız Yarasa soğuktan kanatlarını hareket ettiremez olmuş, bu yüzden de uçamıyormuş. Karnı da çok acıkmış. Annesinin uyarıları aklına gelmiş, “Keşke inat etmeseydim ve annemi dinleseydim” diye düşünmüş.

Tam o sırada bir ses duymuş, “Gece çok soğuk olacak.” Mızmız Yarasa çok korkmuş, “Kar mı yağacak, yağmur mu?” diye merak etmiş. Gökyüzüne baktığında Baykuş’u görmüş. Hemen baykuşa seslenmiş “Beni de kurtarabilir misiniz? Sıcak yerlere götürebilir misiniz?” demiş. Baykuş, “Hadi, gece daha da soğumadan atla sırtıma, seni annenin yanına uçurayım” demiş.

Mızmız Yarasa hemen baykuşun sırtına atlamış. Baykuş hızla uçuyormuş, ama Mızmız Yarasa bir o tarafa çarpıyormuş, bir bu tarafa. Çok zorlanıyormuş tutunmakta, kanatları kaymış ve daha fazla tutunamamış, kendini bir anda boşlukta bulmuş. Hava çok soğuk ve rüzgarlıymış. Mızmız Yarasa, annesini dinlemediğine çok pişman olmuş.

Tam o sırada Bilge Baykuş hızla yetişmiş, Mızmız Yarasa’yı yakalamış ve sırtına sarmış. Yolculuğa devam etmişler, uçmuşlar uçmuşlar, sonunda ailesinin olduğu yere varmışlar. Mızmız Yarasa Baykuş’a çok teşekkür etmiş.

Annesi Mızmız Yarasa’yı görünce çok sevinmiş. Mızmız Yarasa annesine sımsıkı sarılmış ve bir daha hiç bırakmamış. Gece boyunca uçup avlanmışlar, gün boyunca ise sıcak yuvalarında uyuyup dinlenmişler.

Bu olaydan sonra Mızmız Yarasa, her zaman ailesinin sözünü dinlemiş ve bir daha inat etmemiş. Hem ailesiyle hem de arkadaşlarıyla daha uyumlu ve mutlu bir yaşam sürmüş.

Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine. Gökten üç elma düşmüş; biri anlatanın, biri dinleyenin, biri de tüm mızmızların başına.