Bir varmış bir yokmuş. Eskiyen zamanların birinde, Tilki ve Kurt ormanda bir arada yaşarlarmış. Aslında Tilki, Kurt’la bir arada yaşamayı hiç istemiyormuş; ancak Kurt’a karşı koyacak gücü de yokmuş. Kurt’un her istediğini yapmak zorunda kalan Tilki, her gün Kurt’tan kurtulacağı günün hayalini kuruyormuş. Gel zaman git zaman bir gün Kurt ile Tilki birlikte ormanın derinliklerine dalmış.

Kurt, acıktığını söyleyerek Tilki’ye, “Tilki kardeş, bana bir şeyler bul, yoksa seni yerim.” demiş. Tilki, kurnazca bir teklifle, “Bir çiftlik biliyorum, orada bir çift kuzu var; istersen gidip alalım” cevabını vermiş. Kurt, teklifi kabul etmiş ve birlikte çiftliğe doğru yola çıkmışlar. Tilki, kuzulardan birini çalmış ve Kurt’la paylaşmış, ardından da oradan uzaklaşmış…

❤  FARKLI BİR MASAL KEŞFEDİN ➸ KELEBEK MASALI

Kurt, doymamış ve canı diğer kuzuyu da yemek istemiş. Beceriksiz davranan Kurt’u kuzunun annesi fark etmiş ve bangır bangır melemeye başlamış. Melemeleri duyan çiftçiler gelmiş. Kurt’a o kadar çok kızmışlar ki, hayvan canı sıkıla sıkıla Tilki’nin yanına varmış. “Başıma iş açtın” demiş. “Ben öbür kuzuyu almaya gittim, ama çiftçiler beni yakaladı ve kovdu.” Tilki cevap vermiş, “Sen ne karnı doymazsın!”

Ertesi gün, ikili bu sefer bir tarlaya gitmiş. Kurt yine “Tilki kardeş, bana yiyecek bir şeyler bulmazsan seni yerim” demiş. Tilki, Kurt’a şöyle demiş: “Ben bir çiftlik evi biliyorum, kadın her akşam börek yapıyor. Gidip o börekleri yiyelim.” Tilki evin etrafını dolaşıp, anahtarı bulmuş. Muftağa girip, börekleri çalmış ve Kurt’a verip yoluna gitmiş. 

❤  FARKLI BİR MASAL KEŞFEDİN ➸ ÇİZMELİ KEDİ MASALI

Kurt börekleri yemiş ancak doymamış. “Canım daha çok istiyor“ demiş ve daha fazla börek çalmak için mutfağın yolunu tutmuş. Böreği çalmaya çalışırken, toprak tepsiyi yere düşürmüş ve kırmış. Sese uyanan kadın herkesi çağırmış, hep birlikte Kurt’u öyle hızlı kovalamışlar ki havyan kaçarken ayağını burkup sakatlanmış. Uluya uluya ormandan çıkmış ve Tilki’nin yanına gelmiş. “Çiftçiler beni yakalayıp kovaladılar” demiş. Tilki, “Sen ne karnı doymaz bir hayvansın, yetinmeyi hiç bilmiyorsun” diye karşılık vermiş.

Üçüncü gün, Tilki ve Kurt birlikte yine dışarı çıkmış. Kurt zar zor yürüse de yine “Tilki kardeş, bana yiyecek bir şeyler bulmazsan seni yerim.” demiş. Tilki, “Bir adam var, tazecik etleri güzelce tuzlayıp kilerdeki fıçıya doldurmuş. Gidip yiyelim” demiş. Kurt, “Birlikte gidelim; kaçamazsam bana yardım edersin.” diye karşılık vermiş. Tilki, “Peki.” demiş ve fıçının yerini göstermiş. Kurt hemen yemeye koyulmuş, Tilki de karnını doyurmuş ancak sık sık kilerden çıkıp tekrar içeri girmiş. Kurt, “Tilki kardeş, anlamadım neden bir içeri bir dışarı çıkıp duruyorsun?” demiş. Kurnaz Tilki “Gelen var mı diye kontrol ediyorum ama sen de abartma, acele et! Karnın doyduysa gidelim” demiş. Kurt ise “Fıçıyı bitirmeden buradan gitmem!” demiş.

Kurnaz Tilki, bunun tehlikeli olacağını biliyormuş. Çiftçi her an gelebilir diye düşünerek, Kurt’u orada bırakmış ve uzaklaşmış. Aç gözlü doymak bilmez Kurt ise hapur hupur yemek yemeğe devam ediyormuş. O sıra da çiftçi kilerden gelen sesleri duyarak aşağı inmiş, bir de ne görsün; Açgözlü Kurt, tüm etlerini bitiriyor! Çiftçi uslanmaz Kurt’a iyi bir ceza vermek için onu ormanın öte yakasına kadar kovalamış. Nefes nefese kalan Kurt, bir yandan koşturuyor; bir yandan bir daha aç gözlülük yapmayacağına dair yeminler ediyormuş. Çiftçi en sonunda onu bırakmış. 

O günden sonra Kurt, aç gözlülüğün ne kadar zararlı olabileceğini anlamış ve bir daha ihtiyacından fazlasını almamayı öğrenmiş. Masal da burada bitmiş.