Hamelin Köyü

Bir varmış, bir yokmuş… Evvel zaman içinde kalbur saman içinde develer tellal iken pireler berber iken ben annemin beşiğini tıngır mıngır sallar iken. Bundan yüzyıllar önce, Avrupa’nın en güzel şehirlerinin biraz ötesinde kurulmuş, “Hamelin” adında küçük bir köy varmış. Hamelin, yüksek çatılı küçük evleriyle, çalışkan, düzenli insanlarıyla bilinirmiş. Küçük köyün sokakları gün doğumuyla birlikte hareketlenirmiş. Etrafta coşkuyla koşuşturan çocukların sesi gün boyu kesilmezmiş.

Bir zaman sonra bu güzel köyde insanlar değişmeye başlamış. Nedendir bilinmez yaşadıkları yere iyi bakmaz olmuşlar, çevreyi kirletmeye, düzensiz tembel olmaya başlamışlar. Köyün her yerini çöp götürüyormuş. Hal böyle olunca etrafı fareler sarmış. Bir süre sonra köyde o kadar çok fare olmuş ki, insanlar sokağa bile çıkamaz olmuşlar. Fareler köyün her yerinde buldukları her şeyi kemirmeye başlayınca köylüler bu işe bir çare aramaya karar vermişler.

Köy muhtarıyla konuşmuşlar kapanlar, tuzaklar, ilaçlamalar binbir çeşit yollar denemişler ama nafile. Fareler o kadar çokmuş ki baş etmek neredeyse imkansız bir hal almış.

Fareli Köye Bir Kavalcı Geliyor

Bir gün fareli köye bir kavalcının yolu düşmüş. Daha köyün girişinde fark etmiş fareleri… samanlıkların yanında, duvar diplerinde, yollarda, at arabalarının çevresinde ve evlerde… minik fareler sürekli bir şeyleri kemiriyormuş. Kavalcı, olanları görür görmez muhtarın yanında almış soluğu, bu soruna çare olabileceğini söylemiş.

Muhtar, içeriye giren eli kavallı değişik adama bakakalmış

“Ne kadar zamandır uğraşıyoruz, söyle bakalım, Nasıl başaracaksın bu işi bir başına?”

Kavalcı,

“Farelerden kurtulmak istiyorsanız o kısmı bana bırakın ancak bu işi yaparsam 1 kese dolusu altın isterim” demiş.

Bu para muhtara çok gelmiş ancak kavalcının bu işi becerebileceğine de inanmıyormuş açıkçası, kavalcının isteğini geçiştirmiş.

– Olur olur, sen bizi farelerden kurtarmayı başar da hele.

Kavalcı, hiç vakit kaybetmeden, “Peki öyleyse, geri döneceğim” diyerek muhtarın yanından ayrılmış.

❤  FARKLI BİR MASAL KEŞFEDİN DÜNYAYI GÖRMEK İSTEYEN KİRPİ MASALI

Fareli köyün kavalcısı, başlamış kavalını çalmaya… Hoplaya zıplaya çaldığı kavalıyla tüm köyü dolaşmış. O kavalını çaldıkça köyün dört bir yanındaki fareler, kavalcının arkasından onu takip etmeye başlamasınlar mı? Herkes bu duruma hayretle bakakalmış… Kavalcı önden, peşine takılmış fareler arkadan köyden çıkıp gitmişler. Tüm köy halkı hem şaşkın bir vaziyette hem de mutlulukla farelerin köyden uzaklaşmasını izlemiş. Herkes çok sevinçliymiş.

Fareli Köyün Kavalcısı 1 kese altını Hak Etmiyor mu?

Kısa bir süre sonra fareleri uzaklara götüren kavalcı köye geri dönmüş. Köyde artık tek bir fare bile yokmuş. Derslerini alan insanlar, köylerini temiz tutmaya özen göstermeye başlamışlar bile…

Fareli köyün kavalcısı hemen muhtarın yanına varmış ve altınlarını istemiş. Muhtar, bu kadar az çalışarak durumu çözen kavalcıya 1 kese altınını vermek istememiş.

“Çalgıyla çengiyle 1 saatte hallettin işte, bu kadar basit bir işe bu kadar altın istenir mi?

Fareli köyün kavalcısı, muhtarın bu sözlerine çok sinirlenmiş.

“Bazı şeyler kolay görünür ancak herkes yapamaz. Fareleri köyden göndermenin bedeli budur, ben sözümü tuttum sizde söylediğinizin arkasında durun. Yoksa çok kötü şeyler olur demiş demiş ama muhtara sözünden dönmemiş. 

 FARKLI BİR MASAL KEŞFEDİN SİHİRLİ KUTU MASALI

➽  Bölüm 4:

Kavalın melodisi, Fareli Köyün Çocuklarını Büyülüyor

Çok öfkelenen kavalcı oradan çıkmış ve başlamış yeniden kavalını çalmaya, köyün meydanına geldiğinde köydeki tüm çocuklar kavalcının çevresinde toplaşmaya başlamışlar. Kavalcı çalıyor çocuklar kavalcıyla birlikte hoplaya zıplaya dolanmaya başlamışlar.

Kısa süre sonra kavalcı çocuklarla birlikte köyden uzaklaşmaya başlamış. Çocuklar kavaldan çıkan melodilerin büyüsüne kapılarak köyden uzaklaşmış ve gözden kaybolmuşlar.

Kavalcı köydeki tüm çocukları götürmüş. Köye büyük bir sessizlik çökmüş, çocuklarının gittiğini fark eden köy halkı merak içinde ve çok üzgünmüş. Tüm çevrede onları aramışlar ancak çocuklardan ve fareli köyün kavalcısından hiç iz yokmuş.

Fareli Köyün Kavalcısı

Karanlık çökmüş, köy halkı merak içinde ne yapacağını düşünedursun. Köyün çocukları ormanın hiç bilmedikleri derinliklerinde kavalcının çevresinde o yorgunlukla uykuya dalmışlar. Fareli köyün kavalcısının uykuya dalmasını bekleyen çocuklardan biri, durumu fark ederek, hemen uyuyan kavalcının kavalını alarak tüm arkadaşlarını uyandırmış. Hemen oradan uzaklaşmışlar. Derin ormanda yollarını zar zor olsa da bulan çocuklar, koşturarak köylerine geri dönmüşler.

Çocuklarına kavuşan köylüler muhtara neler olduğunu sormuşlar. Olayları çekinerek anlatan Fareli köyün muhtarı bunlara sebep olduğu için çok üzgünmüş ve herkese durumu düzelteceğine dair söz vermiş. Bu sefer söylediği sözün arkasından durmaya kararlıymış.

Fareli köyün kavalcısını aramaya başlamış. Kavalcı o sırada uyanmış ve çocukların gittiğini fark etmiş ve bir taşa oturup düşünmeye başlamış. Fareli köyün kavalcısı, parasını alamadığı için hala üzgünmüş ancak köylülere böyle bir kötülük yapmaya kalktığı için de pişmanmış. Olanları düşünürken ona doğru gelen muhtarı görmüş ve hesap sormaya geldiğini düşünerek çok sinirlenmiş. Muhtar fareli köyün kavalcısının konuşmasına fırsat vermeden, “Haklıydın” demiş ve 1 kese altını kavalcıya uzatmış.

Altınları alan fareli köyün kavalcısı bu duruma çok sevinmiş. Muhtarın özrünü kabul etmiş. Çocuklarına kavuşan köylülere pişmanlığını dile getirmeyi ihmal etmemiş. Farelerden kurtulan köy, artık tertemiz sokakları, çocukların güzel sesleriyle yeniden eski mutlu günlerine dönmüş.  

Fareli köyün kavalcısı masalı da burada bitmiş.